Yüzyılların Faili Meçhul Katili: Karındeşen Jack

karındeşen jack

Yıl 1888. Yer Londra'nın doğu yakası. Adeta "sefaletin başkenti" gibi bir yer. Evsizlerin pansiyonlarda kaldığı, kadınların hayatta kalmak için fuhşa sürüklendiği, kanalizasyon yapısının dahi olmadığı dar, pis kokulu sokaklardan oluşan bir mahalle: Whitechapel.

Whitchapel'i tüm dünyaya duyuran, bu sefalet ve insanlık dışı yaşam koşulları değildi. 130 yıldır çözülemeyen cinayet silsilesinin ilk adımları burada atılacak ve bugün dahi bu seri cinayetler aydınlatılmadığından, çok konuşulacak bir seri katilin ismi ile anılacaktı: Karındeşen Jack!

karındeşen jack

1- İlk Adım: Marry Ann Nichols

Bir ağustos günü, sabaha karşı 04:00 sularında bir hamal tarafından bulunduğunda; boğazı, omurgasına kadar inen iki kesikle yarılarak susturulmuştu. Karnının altında, derin bıçak darbeleri vardı. O dönem için ilk akla gelen, organ hırsızlığıydı ama organ hırsızlığına dair bir bulgu yoktu, tüm organlar duruyordu. Aslında katil, yeni başlıyordu ama bilinmesi/tahmin edilebilmesi mümkün değildi.

2- İlk İnce İşçilik: Annie Chapman

Hamalın bir sokakta Marry Ann Nichols'un cesedini bulmasından sadece 1 hafta geçmişti. Bu sefer Annie Chapman isimli kurbanın cesedi, yine sabaha karşı bulunmuştu. Ama bu sefer katil, ince işçilik çıkarmıştı. Kurbanın boğazı kesilmiş, karnı tamamen açılmış, bağırsakları bedenin dışına çıkarılarak sağ omzunun üzerine bırakılmıştı. En önemlisi; katil, kurbanın rahim ve mesanesinin bir kısmını bir cerrahın yapabileceği itinayla kesip alarak yanında götürmüştü.

3- İki Kurban: Elizabeth Stride ve Catherine Eddowes

Katil, son cinayetten 3 hafta geçmeden ortaya yine çıktı. Bu sefer iki kişiyi, aradan 1 saat bile geçmeden, öldürmüştü. 

Elizabeth Stride saat 01:00'da bulunduğunda, sadece boğazı kesilmişti, vücudunda başka bir "işlem" yoktu. Daha sonrasında vakaları inceleyen uzmanlar, sokağa giren bir at arabasının katili korkuttuğunu ve işini bitiremeden kaçmak zorunda kaldığı yönünde fikir yürütmüşlerdi.

Ardadan 1 saat geçmeden bu sefer, Catherine Eddowes'in cesedi bulundu. Eğer uzmanların tespit ettiği gibi Stride cinayetinde istediği gibi cesedi parçalayamayan katil, bu duruma çok kızmış olmalıydı. Eddowes'un yüzü tanınmayacak şekilde deşilmiş, burnu ve yanakları kesilmişti. Karnı boydan boya açılmış, sol böbreği ve rahmi profesyonelce sökülerek çalınmıştı. Chapman cinayetinde olduğu gibi maktulün belli organları yine götürülmüştü. Katil, her defasında daha da canileşiyordu.

4- Vahşetin Zirvesi: Mary Jane Kelly 

Bu sefer yaklaşık 2 ay sonra katil tekrar ortaya çıktı. Kelly, kurbanların en genciydi, daha 25 yaşındaydı. Bu sefer cinayet mahalli sokaklar değil, bir odaydı. Yakalanma korkusu olmayan katilin odada geçirebileceği zaman, uzundu. Kimse onu göremezdi ve ölüler bağıramazdı. Kurban Kelly’nin yüzü tamamen soyulmuş, göğüsleri ve iç organları kesilerek odanın çeşitli yerlerine, masanın üzerine ve yatağın altına dizilmişti. Kalbi ise katil tarafından götürülmüştü. Bu, Karındeşen Jack’in son ve en vahşi eylemi oldu.

karındeşen jack

Jack Sahneye Çıkıyor

Cinayetler art arda devam ederken, bir yandan da polise ve basına asılsız ihbarlar yağmaya başladı. Ancak 1888'in Eylül'ünde gelen bir mektup, aslında soruşturmanın nasıl ciddiyetsiz yürütüldüğünü de gözler önüne serdi.

Mektup, kırmızı mürekkeple yazılmıştı ve "Sevgili Patron" diye başlıyordu. Polisler ile alay eden narsist bir kişinin kaleme aldığı belli olan mektup, "Bir sonraki kadın kurbanın kulaklarını keseceğim" diye bitiyordu. 

Mektup, bir imza ile bitiyordu: "Karındeşen Jack". Belki de bu mektubu okuyan memurlar, mektubu yazanın hayal dünyası hakkında fikirlerini ileri sürüp, kahvelerinden bir yudum alıp, mektubu bir kenara atmışlardı. Ancak mektuptan 3 gün sonra, Catherine Eddowes isimli bir kadın, kulak memesi kesilmiş şekilde bulundu.

karındeşen jack

Polis Neden Sınıfta Kaldı?

Bu büyük ihmal, olaya bakan Scotland Yards polis bürosunu, tüm ülkede alay konusu yaptı. Dönemin ünlü mizah dergisi Punch, yayınladığı bir karikatürde Scotland Yard dedektiflerini gözleri bağlı şekilde körebe oynarken çizdi, polisin çaresizliğini tüm ülkeye ilan etti. Peki ama koskoca Britanya İmparatorluğu'nun polisi neden bir katili yakalayamadı?

Bugünden, yüz yılı aşkın bir süre önceki koşulları düşünmeden eleştirmek, doğru olmayacaktır. 1888 yılının koşulları, bugünden çok daha farklıydı.

19. yüzyılda, adli bilimler diye profesyonel bir uzmanlık alanı yoktu. 1888 yılında suç mahallinde parmak izi toplamak henüz icat edilmemişti. Kan grupları bilinmiyor, olay yerindeki kanın bir insana mı aitti yoksa yoldan geçen bir kasabın üstündeki hayvan kanının damlaması ile mi oluşmuştu,  bu hususlar ayırt edilemiyordu. DNA analizi ise tam bir asır uzaktaydı.

O dönemde cinayetler tanıdıklar arasında; para, intikam veya kıskançlık gibi somut bir nedenle işlenirdi. Katil ile kurban arasında hiçbir bağın olmadığı, tamamen psikolojik fantezilere dayalı "rastgele" kurban seçen bir "seri katil" profili, polis teşkilatı için tamamen yeni ve anlaşılmaz bir çıkmaz sokak gibiydi.

karındeşen jack

En Güçlü Şüpheliler

Soruşturmayı yürüten farklı kademelerdeki polis müdürleri, yıllar sonra yazdıkları anılarında farklı isimleri bir numaralı şüpheli ilan ettiler. Bugün bile araştırmacıların en çok yoğunlaştığı iki isim öne çıkmakta:

Aaron Kosminski

Soruşturmanın başındaki Şef Dedektif Robert Anderson ve Başmüfettiş Donald Swanson'ın kesin gözüyle baktığı şüpheliydi. Whitechapel'da yaşayan, kadınlara karşı ölümcül nefret besleyen ve ağır şizofreni belirtileri gösteren Polonyalı bir Yahudi göçmeni ve berberdi. İddiaya göre bir görgü tanığı onu kurbanlardan biriyle teşhis etmiş ancak kendi toplumundan birinin idamına sebep olmamak için mahkemede ifade vermeyi reddetmişti. Kosminski daha sonra bir akıl hastanesine kapatıldı ve orada öldü.

Montague John Druitt

Emniyet Müdür Yardımcısı Melville Macnaghten'ın baş şüphelisiydi. Druitt; saygın bir aileden gelen, Oxford mezunu bir avukat ve öğretmendi. Ağır depresyon yaşayan Druitt, son ve en vahşi cinayet olan Mary Jane Kelly cinayetinden kısa süre sonra, Aralık 1888'de Thames Nehri'nde boğulmuş olarak bulundu ve intihar olarak değerlendirildi. İlginç bir şekilde, onun ölümünün ardından Whitechapel cinayetleri bıçak gibi kesilmişti.

karındeşen jack

Dosya Kapandı mı?

2014 yılında Russell Edwards adında bir yazar, dördüncü kurban Catherine Eddowes’un olay yerinden çalındığı iddia edilen tarihi bir ipek şalı açık artırmada satın aldığını ve şal üzerindeki lekelerden yola çıkarak katilin Aaron Kosminski olduğunu, DNA testiyle "kesin olarak" kanıtladığını duyurdu. 2019 yılında hakemli bir adli tıp dergisinde de yayınlanan bu haber, dünyada "130 yıllık gizem çözüldü" şeklinde yankılandı.

Ancak madalyonun diğer yüzü tamamen farklıydı. Bilim dünyası ve ciddi kriminologlar bu araştırmayı hızla çürüttü.

Şalın 1888'deki olay yerinde bulunduğuna dair tek bir resmi polis kaydı yoktu. O gece polis tarafından tutulan milimetrik eşya envanterinde böyle bir şal geçmiyordu. Dahası, o günlerde ayakkabılarını bile rehin bırakan yoksul bir kadının üzerinde pahalı bir ipek şal olması imkansızdı.

Ayrıca söz konusu şal, 120 yılı aşkın süre boyunca onlarca insan tarafından eldivensiz tutulmuş, sergilenmiş ve üzerine konuşulmuştu. Yani şal, modern insanların DNA'sıyla tamamen kirlenmişti.

Bununla birlikte çalışmada kullanılan Mitokondriyal DNA (mtDNA), bir kişiyi parmak izi gibi ayırt edemez. Sadece anne soyunu gösteren bu DNA dizilimi, Avrupa nüfusunun çok büyük bir kısmında ortaktır. Yani o şaldaki genetik iz Kosminski’ye ait olabileceği gibi, o dönem Londra’sında yaşayan yüz binlerce farklı erkeğe de ait olabilirdi.

Nitekim, 2024 yılında ilgili bilimsel dergi makaleye resmi bir "Endişe Bildirimi" koyarak ham verilerin yetersizliğini kabul etti ve çalışmanın güvenirliğini sıfırladı.

karındeşen jack

Sonuç

Karındeşen Jack, hiçbir zaman yakalanamadı. O, adli bilimlerin henüz emekleme aşamasında olduğu bir dönemde, Londra’nın en karanlık labirentlerinden birinde doğru zamanı bekleyen ve işi bittiğinde sislerin içinde yok olan bir hayalet olarak kaldı. Dosya, bilimsel ve kriminolojik olarak bugün hâlâ tamamen faili meçhuldür. Belki de onu bu kadar ölümsüz kılan şey, gölgedeki yüzünün hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamamış olmasıdır.


 

Bu makaleye benzer başka bir yazı bulunamadı.