1942 yılında Adana'da doğdu. 5 çocuklu çiftçi bir ailenin tek erkek evladıydı.
İlk ve orta eğitimini Adana'da tamamlayıp, İstanbul'da Kabataş Erkek Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Mezun olunca Kadıköy Özel Mühendislik ve Mimarlık Okulu'nda eğitimine devam etti. Fakat gönlü mühendislikte değildi, ruhunda artistlik sevdası vardı.
Okulda, hem başarılı hem de yakışıklı olması nedeniyle dikkat çekici bir öğrenciydi. 1968 yılında Ses Dergisi'nin Sinema Artisti Yarışması'na girdi ve Kadir İnanır'ın da bulunduğu katılımcılar arasında birinci seçildi. Böylece hayatı birden değişti.
Şöhretin Pırıltılı Dünyası
Çok mutluydu. Hayalini gerçekleştirmişti. Verdiği röportajda şunları söylemişti: "Sinema artisti olmak çok cazip bir şey… Milyonlarca insan tarafından tanınmak ve sevilmek, muhakkak ki insanı mutlu yapacak sebeplerin başında geliyor. Şöhret ve servetin insanı, eğer gücü varsa, saadete, mutluluğa götüreceğine inanıyorum. Bu inançla Ses’in yarışmasına girdim ve… Evet ve kazandım işte.”
Yarışmadan hemen bir ay sonra, filmlerde yer almaya başladı. Hızla şöhret basamaklarını tırmanıyordu. Herkes tarafından tanınan bir artisti.
Ancak, 1970'lerin ortalarında, artık teklifler azalmaya başlamıştı. Kendine bakmak, hem vücut bakımından hem de kültür bakımından kendini geliştirmek için spor yapıyor, Türkçe ve İngilizce kitaplar okuyordu.
Tutuklandı
Hem bir yapımcı hem de fabrikatör olan İsak Bernadete'nin evine gitmişti. Yanlarında Ali Rıza Boyel de vardı. Ancak, aralarında yaşanan bir tartışma nedeniyle Uğur Güçlü, silahını çekti ve İsak'ı tehdit etmeye başladı. Yaşanan bir karambolden faydalanarak kaçan İsak, polise haber verdi. Uğur Güçlü bu olay nedeniyle tutuklandı.
Kısa bir süre sonra serbest kaldı ancak artık tüm kapılar Uğur Güçlü'ye kapanmıştı. Çünkü bir yapımcıya silah çekmiş, alıkoymuştu. Yeşilçam'ın bu tip olaylara affı yoktu. Yıllar içerisinde bir kaç filmde yer alsa da artık şöhret Uğur Güçlü için, kaçan bir fırsat olarak kaldı. Mühendisliğe geri döndü ve Devlet Demiryolları'nda işe başladı.
Silahlı Saldırı
1978 yılında, bir kadının kullandığı arabadan açılan ateşle, Uğur Güçlü, silahlı saldırıya uğradı. Hastaneye kaldırıldığında ağır yaralanmış haldeydi.
Polis, aracı ve içindeki kişileri buldu. Kadının ismi Serpil Yaşar'dı. Serpil Yaşar, Uğur Güçlü'nün 2 yıl önce ayrıldığı eşiydi. Ve arabada bulunan diğer şahıs Selahattin Güçlü isminde biriydi. Bu şahıs sabıkalıydı ve Uğur Güçlü ile sadece soy isim benzerliği vardı.
Uğur Güçlü, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve Cerrahpaşa Hastanesinde vefat etti.
Yapılan soruşturma sırasında Selahattin Güçlü, verdiği ifadede önce Uğur Güçlü'nün saldırdığını ve olayın o anda ve ansızın gerçekleştiğini söylese de işin aslı sonradan ortaya çıktı. Serpil Yaşar, planlı bir şekilde Uğur Güçlü ile bir pastanede buluşmuş, Selahattin Güçlü bu sırada saldırıyı düzenleyerek Uğur Güçlü'yü vurmuştu.
Uğur Güçlü olaydan hemen sonra yakalandı ancak Serpil Yaşar tam 7 yıl firar gezdi. 7 yıl sonra yakalandığında "kocamı öldürttüğüm için pişman değilim" demişti.
Husumetin nedeni ise hiçbir zaman tam olarak netleşmedi. Kimine göre Serpil Yaşar kendisinden ayrılması nedeniyle Uğur Güçlü'yü öldürtmüştü kimine göre ise boşanmaların rağmen bir türlü çözülmeyen Mercedes marka araçtan kaynaklı sorunlar, eski eşler arasında yükselen bir gerilime neden olmuştu.
Yargılama sonunda Selahattin Güçlü 24, Serpil Yaşar 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Bir Artistin Sonu
Uğur Güçlü, sessiz sedasız Adana'da toprağa verildi. Hayalleri kendisinden önce vefat etmişti. Uzun boylu, yakışıklı, esmer tenli olmasıyla dikkat çeken Uğur Güçlü, 35 yaşında hayata veda eden, şöhrete ulaşan ama yıldızı tam parlamışken fırsatı değerlendiremeyen bir çok artist gibi, bu kubbeye sonu hoş olmasa da bir sadâ bırakanlardandı...